“Ben dokuzumda öleceğidim. Bu hayat bana Allah’ın lütfudur...”
KÜNYE
Adı
"M. K." Adlı Çocuğun Tehcir AnılarıAlt Lejant 1915 ve Sonrası EAN 9789750503375 Fiyat 15,50 TL Yayın No İletişim - 1087 Dizi Baskın Oran Bütün Eserleri - 5 Sayfa 180 Baskı 3.Baskı Eylül 2008, İstanbul (1.Baskı Mayıs 2005, İstanbul)
June 09, 2009
Kitap: "M.K." adlı Çocuğun Tehcir Anıları
(kritikliyorum.blogspot.com adresinden alınmıştır.)
Çocuklarına böyle demiş Manuel Kırkyaşaryan 91 yaşında doğduğu topraklardan binlerce kilometre ötede ölmeden önce. 1915 yılında 9 yaşındayken maruz kaldığı tehciri, sonrasında bugünkü Suriye topraklarında akrabalarını bulana kadar yaşadıklarını ölmeden kayıt altına almak istemiş. Kırkyaşaryan kendi sesiyle teybe okuduğu anıların, kendisi ölene kadar kimse tarafından dinlenmemesi için de çocuklarına söz verdirmiş.
Baskın Oran tarafından yayına hazırlanan "M.K. Adlı Çocuğun Tehcir Anıları" adlı bu kitap, 1915 yılında yaşanan tehciri ve sonrasında bir ermeni çocuğunun yaşadıklarını insancıl bir bakış açısı ile anlatmakta ancak özellikle ermeni tarafının kaleme aldığı benzeri eserlerin üzerine kurulduğu abartılı, spekülatif ya da kinci bir anlatım kullanma hatasına düşmemektedir. Kırkyaşaryan annesinin ölümünü anlattığı bölümde kimseyi suçlayıcı bir ifade kullanmamakta, babasının ölüşünü ise oldukça hızlı geçmektedir. Bir paragrafta kürtlerin kendisini soyuşunu anlatırken, hemen alt paragrafta köylü bir kürt kadınının kendisine olan anaç yaklaşımından bahsetmekte ve arka arkaya en sevdiği kürtçe türküleri okumaktadır. Hiç kuşkusuz bu durum kitabın okunurluğunu ve sunduğu gerçekliği sorgulamayı kolaylaştırmaktadır.
Kitap, Kırkyaşaryan tarafından doldurulan kayıtlara sıkı sıkıya bağlı kalmış, hatta bire bir kendi şivesi ile kaleme alınmıştır. Okurken görülebileceği üzere Kırkyaşaryan'ın şivesi bugün Türkiye'nin doğusunda yaşayan bir türk, kürt, süryani ya da ermeniden farklı değildir. Bu durum kitapla birlikte gelen orjinal ses kayıtlarının dinlenmesinden de açıkça görülebilir.
Kitap, Baskın Oran'ın Manuel Kırkyaşaryan'ın hayatına ilişkin bir sunuşa ve Kırkyaşaryan'ın ermeni tehcirini Almanların yaptırdığına ilişkin görüşlerini içeren bir giriş bölümüne sahiptir. Kırkyaşaryan bu iddiasını dile getirirken İttihat ve Terakki liderlerinin Almanlar ile olan yakın ilişkilerine dikkat çekse de, bilgilerinin genelde kulaktan dolma olduğu anlaşılmaktadır. Misal; kendisi Talat ve Enver Paşaların suçlu olduğunu dile getirirken onlarla beraber sadrazam "Doktor Niyazi Paşa" diye birini itham etmektedir. Ancak ne İttihat ve Terakki partisinin iktidarda olduğu dönemde ne de daha önce bu adla bir Osmanlı sadrazamı görev yapmış değildir. 1915 yılında gerçekleşen tehcir sırasında Osmanlı sadrazamı Sait Halim Paşa'dır. Yine Kırkyaşaryan'ın Abdülhamit'in Bağdat Demiryolu'na ilişkin bir ermeni ile yaptığı konuşmaya ilişkin anlattıkları da bir tür şehir efsanesine benzemektedir. Diğer yandan bu durum Almanların ermeni tehcirinde herhangi bir rol oynamadıkları anlamına gelmemektedir. Bu iddiayı kitabın giriş bölümünde okuyucunun aklına atılan bir argüman olarak görmek ve konuyu daha fazla araştırmak isteyenler için bir itici güç addetmek yeterli olacaktır.
"...En iyi kullandığı dil hep Türkçe olmuş.
Tehcir anılarını onlarca yıl sonra teybe okurken bile ismini vermekten ürken, “Benim ismim M.K.” diye söze başlayan Manuel Usta’nın anlattıkları insanı ürpertiyor. Ama sadece korkunç olayların ürpertisi değil bu. Manuel Usta’nın yaşadığı büyük acıları kinle değil, bu anıları yayına hazırlayan Baskın Oran’ın dediği gibi affetmeye hazır, sevmeye hazır bir dille anlatması, başka bir türlü sarsıyor insanı!.. Fecaatin ortasında, iyiliğin küçük alâmetlerine, hayatın gücüne tutunmaya çalışan bu dil, muhtemelen Manuel Usta’nın geçmişin kâbusuyla başetmek için bulduğu bir yordam. Öyle de olsa; hayatın ve insaniyetin gücü önünde saygıyla ürpermekten alıkoymuyor okuru."
